TRAVESTi SiTELERi

Öne çıkarılmış

Turk travesti adresleri model sayfası sehirlere tıklayarak üyelerimize  ulaşabilirsiniz

travesti | Ankara travestileri | İstanbul-Avrupa Yakası travestileri | İstanbul-Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri |  Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri |  Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri | Sivas travestileri | Fethiye travestileri | Urfa travestileri | Kahramanmaraş travestileri | Urfa travestileri | travesti |

Gerçek travestileri bulabileceğiniz tek adres ,tıklayarak mdellerimizi görebilirsiniz iclal.

Travesti Nedir Net Hakkında

Öne çıkarılmış

Travestinedir.net sitesi aslında bir travesti model aarkadaş bulma sitesidir ve aynı zaman da Dünyadan haber, magazin sitesidir bu sitede trv modellere ulaşmak için  yukarda şehirlere göre arama yapabilirsiniz. Sitemizde model olabilmek için gerçek travesti olmanız gerekir eğer CD veya erkek veya bayan iseniz giriş yaptıktan sonra üye kayıttan üyelik yaparak sitede gezinebilirsiniz.

Sitemiz ciddi travesti model sitesi olup,  içeride kötü içerikli yayın yapmak kötü söz ve davranışta bulunmak kesinlikle yasaktır. Tespit edildiğinde üyelikler iptal edilir. Normal üyelikler kısıtlı olup telefon yayınlanmamakta olup sadece anlık mesajlaşma ve göz kırpma şeklinde arkadaşlıklara açıktır

Travesti Nedir? Doğuştan kadın ruhu taşıyan ve görüntüsünü tamamen değiştirip hormon dengelerini tamamlayıp görüntüsünü tamamen bayan yönünde değiştiren veya bayan olup tamaen erkek görüntüsüne girmiş fakat operasyon geçirmemiş kadına veya erkeğe travesti denir.  Operasyon geçirip cinsel organını da değiştiren kişiye işe transeksüel kısaca trans denir trans ingilizcede geçiş anlamına gelmekte olup seksüel geçişi belirtmektedir. travestiler genetik olarak gerçekten o vasıfları taşıyan kişlerdir, hastalık değildir. bazı psikologlar hasta ruh olarak görseler ve tedavi edilebilir bir durum deselerde bu tamamen travesti ailelerinden rant elde etmek için uydurulmuş bir hikayedir. Asla bir pisikiyatrist bir travestiyi değiştiremez, ancak zanman içerisin de kişi kendini milyonda bir de olsa değişime ikna edebilir kişinin kendisi ile alakalıdır tamaen kendi elindedir. Bu durum ise kişinin kendini tavuk sanması ile eşdeğerdir yani kişi kendisini baskı ile zorla erkek yapsa bile asıl hasta ruh olan bu durumdur.

 

33. İstanbul Film Festivali Ödulleri sahiplerini buldu!

33. İstanbul Film Festivali Ödulleri sahiplerini buldu!İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından onuncu kez Akbank’ın desteğiyle düzenlenen İstanbul Film Festivali’nin 33’üncüsünün ödülleri, 19 Nisan Cumartesi gecesi cemal reşit rey Konser Salonu’nda yapılan ödül töreninde sahiplerini buldu.  Tülin Özen’in sunuculuğunu üstlendiği 33. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni, CNN Türk’ten canlı olarak yayınlandı. Festivalle ilgili hazırlanan kısa filmin ardından, Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI), yazar, eleştirmen, çevirmen, tarihçi Giovanni Scognamillo’ya, 85. yaşgünü ve sinema tarihine katkılarından ötürü bir plaket takdim etti. Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın girişimiyle sunulan plaketi Giovanni Scognamillo’ya, FIPRESCI ve SİYAD Başkanı Alin Taşçıyan verdi. Törende ayrıca Marin Karmitz’e İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü takdim edildi. Karmitz’e ödülünü İstanbul Film Festivali direktörü Azize Tan sundu.  Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülleri Başkanlığını yönetmen Asghar Farhadi’nin üstlendiği Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nde oyuncu Defne Halman, yönetmen Philippe Le Guay, yapımcı ve İngiltere Ulusal Sinema-TV Okulu direktörü Lynda Myles ve senarist Razvan Radulescu yer aldı. Altın Lale için bu yıl Uluslararası Yarışma’da 12 film yarıştı.  Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Altın Lale Ödülü, Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 25 bin avro para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10 bin avrosu Altın Lale’yi kazanan filmin yönetmenine, 10 bin avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5 bin avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filme veriliyor.  Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne bu yıl, Eskil Vogt’un yönettiği Blind / Körlük layık görüldü. Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı Asghar Farhadi’nin açıkladığı filmin yönetmeni Eskil Vogt’a Eczacıbaşı Topluluğu’nun para ödülünü, Eczacıbaşı Holding Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü İlkay Yıldırım Akalın takdim etti. Razvan Radulescu’nun açıkladığı Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü, Joanna Kos-Krauze ve Krzysztof Krauze’nin yönettiği Papusza / Taş Bebek adlı filme verildi. Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri  Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanlığını bu yıl yönetmen Derviş Zaim üstlendi. Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi’nin diğer üyeleri ARTE Dışalımlar Sorumlusu Karen Byot, yazar Hakan Günday, Wroclaw T–Mobile Yeni Ufuklar Film Festivali Sanat Direktörü Joanna Lapiska ve oyuncu Nadir Sarıbacak. Ulusal Yarışma’da bu yıl Altın Lale için yarışan 10 filmin 4’ü dünya, 3’ü ise Türkiye prömiyerini festivalde yaptı.  Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne, Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği Ben O Değilim filmi layık görüldü. Filmin ödülünü Tayfun Pirselimoğlu’na, Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Derviş Zaim sundu. En İyi Yönetmen dalında Altın Lale, İtirazım Var filmiyle Onur Ünlü’ye verildi. Onur Ünlü ödülünü Derviş Zaim’den aldı.  Ulusal Yarışma’da Altın Lale’yi kazanan filme 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e 50.000 TL para ödülü veriliyor. Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’ne Kazım Öz’ün yönettiği He Bû Tune Bû / Bir Varmış Bir Yokmuş adlı film layık görüldü. Jüri Özel Ödülü festivalin “Türkiye Sineması” tema sponsoru Anadolu Efes tarafından verilen 60.000 TL tutarındaki para ödülüyle destekleniyor. Ulusal Yarışma Jüri Üyesi Nadir Sarıbacak’ın açıkladığı ödülü, filmin yapımcısı Kazım Öz’e, Anadolu Efes Tüketici Etkileşimi Grup Müdürü Emre Topsakaloğlu takdim etti. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Ayhan Hanım filmindeki rolüyle Vahide Perçin’in oldu. Oyuncuya ödülünü geçen senenin En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi Ercan Kesal takdim etti. Bu yıl Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi’nin seçtiği En İyi Erkek Oyuncu, İtirazım Var filmindeki rolüyle Serkan Keskin oldu. Serkan Keskin’e ödülünü, Uluslararası Yarışma jüri üyesi, oyuncu Defne Halman takdim etti. En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazananlara 10.000’er TL para ödülü veriliyor. Ulusal Yarışma’da En İyi Senaryo Ödülü, Ben O Değilim filmiyle Tayfun Pirselimoğlu’na verildi. Ödülü, Tayfun Pirselimoğlu’na ulusal yarışma jüri üyesi, yazar Hakan Günday takdim etti. Ulusal Yarışma’da En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü, Silsile filmiyle Ahmet Sesigürgil’e verildi. Ödülü filmin yapımcılarından Faruk Özerten’e, FACE Jüri Üyesi Özgür Mumcu takdim etti. Ulusal Yarışma’da En İyi Müzik Ödülü’nü Were Denge Min / Sesime Gel filmiyle Ali Tekbaş, Serhat Bostancı, A. İmran Erin ve Ben O Değilim filmiyle Giorgos Komendakis paylaştı. Kazananlar ödüllerini 33. İstanbul Film Festivali açılış töreninde Sinema Onur Ödülü takdim edilen, müzisyen Attila Özdemiroğlu’nun elinden aldı. Ulusal Yarışma’da En İyi Kurgu Ödülü’nü Şarkı Söyleyen Kadınlar filmiyle Reha Erdem kazandı. Ödülü Claudine Avetyan’a, Fransız ARTE televizyon kanalı, Dış Alımlar Müdürü, ulusal yarışma jüri üyesi Karen Byot takdim etti. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü Genç yaşta kaybettiğimiz yönetmen ve yapımcı Seyfi Teoman anısına verilen ve jürisinde geçen yıl Oh Boy / Eyvah filmiyle festivale konuk olan yönetmen Jan Ole Gerster, oyuncu Taner Birsel ile Çoğunluk filminin yönetmeni Seren Yüce’nin yer aldığı Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü de sahibini buldu.  Festivalin Altın Lale Uluslararası ve Ulusal Yarışmaları’nın yanı sıra, Türkiye Sineması bölümünde yer alan Yarışma Dışı ve Yeni Türkiye Sineması kuşakları ile Sinemada İnsan Hakları bölümünde gösterilen Türkiye yapımı tüm ilk filmlerin aday olabildiği ödülün sahibine, CMYLMZ Fikirsanat aracılığı ile 30.000 TL’lik ödül verildi. Jan Ole Gerster’in açıkladığı, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan Nergis Hanım filminin yönetmeni Görkem Şarkan’a ödülünü CMYLMZ Fikirsanat adına Can Yılmaz takdim etti. Avrupa Konseyi Sinema Ödülü “FACE” Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nın jürisinde, geçen yıl Syngue Sabour / Sabır Taşı adlı filmi ile İnsan Hakları Yarışması’nda FACE Ödülü’nü alan Atiq Rahimi, Eurimages Yürütücü Direktörü Roberto Olla, Avrupa Konseyi Genel Sekreter Danışmanı Leyla Kayacık ile gazeteci yazar Özgür Mumcu yer aldı. Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda Avrupa Konseyi ve Eurimages işbirliğiyle yalnızca İstanbul’da verilen FACE ödülü heykelciği ve 10.000 Avro’luk para ödülü’ne Rithy Panh’ın yönettiği L’image manquante / Eksik Resim adlı film layık görüldü.  Sinemada İnsan Hakları yarışmasında Özel Mansiyon’u, Maria Binder’in yönettiği Trans X İstanbul aldı.  Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nın Jüri Başkanı Atiq Rahimi’nin açıkladığı ödülleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreter Danışmanı Leyla Kayacık takdim etti. FIPRESCI Ulusal ve Uluslararası Yarışma Ödülleri  Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI, bu yıl da İstanbul Film Festivali kapsamında iki ödül verdi. FIPRESCI Ödülleri Uluslararası Yarışma’da Iain Forsyth ile Jane Pollard’ın yönettiği 20,000 Days on Earth / Dünyada 20.000 Gün, Ulusal Yarışma’da Kazım Öz’ün yönettiği He Bû Tune Bû / Bir Varmış Bir Yokmuş’a takdim edildi. Ödülleri FIPRESCI jürisi üyesi Janet Barış açıkladı.  Başkanlığını İspanya’dan Nando Salvá’nın yaptığı FIPRESCI jürisinde Almanya’dan Heike–Melba Fendel, Romanya’dan Angelo Mitchievici, Bulgaristan’dan Olga Markova ve Türkiye’den Janet Barış ile Murat Emir Eren yer aldı.  Radikal Gazetesi Halk Ödülü Radikal Gazetesi tarafından verilen Halk Ödülü, hem uluslararası hem de ulusal yarışmada izleyicilerin oylarıyla belirlenen filmlere verildi. Halk Ödülü’nü, Uluslararası Yarışma’da Xavier Dolan’ın Tom à la ferme / Tom Çiftlikte filmi, Ulusal Yarışma’da Hüseyin Karabey’in Were denge min / Sesime Gel filmi kazandı. Kazanan filmlere ödüllerini Radikal Gazetesi Yan Yayınlar Koordinatörü Cem Erciyes verdi. Cineuropa.org Ödülü İstanbul Film Festivali Cineuropa.org Ödülü’nü sinema yazarı Vladan Petkovic belirledi. Sanatsal açıdan değeri tartışmasız olan, bunun yanı sıra karşılıklı iletişimi destekleyen ve birleştirici özellik taşıyan filmlere verilen Cineuropa.org Ödülü’nü, Türkiye Sineması Ulusal Yarışma’da yer alan, Hüseyin Karabey’in yönettiği Were denge min / Sesime Gel filmi kazandı. 33. İstanbul Film Festivali ödül töreninin ardından konuklar, festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale Ödülü’nü kazanan, Eskil Vogt’un yönettiği Blind / Körlük filmini izlediler.  33. İstanbul Film Festivali’nin kapanış etkinlikleri, Martı İstanbul Hotel’de Anadolu Efes’in ev sahipliğinde düzenlenen kapanış buluşmasıyla devam etti. Etkinliğe festivalin ulusal ve uluslararası konukları, Altın Lale için yarışan filmlerin oyuncu ve yönetmenleriyle, sinema dünyasının seçkin isimleri katıldı.    33. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ5-20 Nisan 2014 Altın Lale Uluslararası Yarışma  Asghar Farhadi başkanlığında, oyuncu Defne Halman, yönetmen Philippe Le Guay, yapımcı ve İngiltere Ulusal Sinema-TV Okulu direktörlerinden Lynda Myles ile senarist Razvan Radulescu’dan oluşan 33. İstanbul Film Festivali Uluslararası Yarışma Jürisi;  • Altın Lale Ödülü’nü Şakir Eczacıbaşı anısına, Eskil Vogt’un yönettiği Blind / Körlük adlı filme;  • Jüri Özel Ödülü’nü ise Joanna Kos-Krauze ile Krzysztof Krauze’nin yönettiği Papusza / Taş Bebek adlı filme vermeye karar vermiştir. Eczacıbaşı Topluluğu Altın Lale’yi kazanan filmin yönetmenine 10.000 Avro, bu filmin Türkiye dağıtımcısına 10.000 Avro, Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenine ise 5.000 Avro para ödülü verecektir. Altın Lale Ulusal Yarışma Yönetmen Derviş Zaim başkanlığında, ARTE Dışalımlar Sorumlusu Karen Byot, yazar Hakan Günday, Wroclaw T–Mobile Yeni Ufuklar Film Festivali Sanatsal Direktörü Joanna Lapiska ile oyuncu Nadir Sarıbacak’tan oluşan 33. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma jürisi;  • Altın Lale En İyi Film Ödülü’nü yapımcılığını Veysel İpek, Nikos Moustakas, Guillaume De Seille, Konstantina Stavrianou, İnci & İrfan Demirkol’un yürüttüğü, Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği Ben O Değilim adlı filme; • En İyi Yönetmen Ödülü’nü İtirazım Var filmiyle Onur Ünlü’ye vermiştir. Altın Lale’yi kazanan filmin yapımcısına 150.000 TL, En İyi Yönetmene 50.000 TL para ödülü verilecektir.  • Jüri Özel Ödülü Kazım Öz’ün yönettiği He Bû Tune Bû / Bir Varmış Bir Yokmuş adlı filme verilmiştir.  Anadolu Efes, Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yapımcısı Kazım Öz’e 60.000 TL para ödülü verecektir. • En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Ayhan Hanım filmindeki rolüyle Vahide Perçin’e, • En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, İtirazım Var filmindeki rolüyle Serkan Keskin’e verilmiştir. En İyi Kadın ve En İyi Erkek Ödüllerini kazananlara 10.000’er TL para ödülü verilecektir.  • En İyi Senaryo Ödülü, Ben O Değilim filmiyle Tayfun Pirselimoğlu’na; • En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü, Silsile filmiyle Ahmet Sesigürgil’e; • En İyi Kurgu Ödülü, Şarkı Söyleyen Kadınlar filmiyle Reha Erdem’e; • En İyi Müzik Ödülü, Were Denge Min / Sesime Gel filmiyle Ali Tekbaş, Serhat Bostancı, A. İmran Erin ve Ben O Değilim filmiyle Giorgos Komendakis’e verilmiştir. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü Jürisinde yönetmen Jan Ole Gerster, oyuncu Taner Birsel ve yönetmen Seren Yüce’nin yer aldığı Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü; • Yeni Türkiye Sineması bölümünde gösterilen Görkem Şarkan’ın Nergis Hanım adlı filmine verilmiştir. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan yönetmene, CMYLMZ Fikirsanat aracılığı ile 30.000 TL takdim edilecektir. Avrupa Konseyi Sinema Ödülü “FACE” Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE), festivalin Sinemada İnsan Hakları bölümünde yer alan bir filme verilmektedir. Bu bölümde gösterilen filmleri, geçen yıl Syngue Sabour / Sabır Taşı adlı filmi ile FACE Ödülü’nü kazanan Atiq Rahimi’nin jüri başkanlığında Avrupa Konseyi Genel Sekreter Danışmanı Leyla Kayacık, Eurimages Yürütücü Direktörü Roberto Olla ile gazeteci yazar Özgür Mumcu değerlendirerek, bronz bir heykel ile 10.000 Avro’dan oluşan FACE Ödülü’nü; • “Kızıl Kmerler dönemine dair kendi şahsi yaşantılarına ait anılarından yola çıkan yönetmen, Kamboçya tarihinin insanlık dışı bir dönemini berrak, özgün ve yaratıcı bir yolla tanımladığı için; çünkü geçmişi anımsamak, bizi, her türlü totaliterlik ve despot rejimlerin eninde sonunda kaçınılmaz olarak insanlık trajedilerine yol açtığına karşı uyarır.” Rithy Panh’ın yönettiği L’image manquante / Eksik Resim adlı filme vermiştir.  • Jüri, “çağdaş toplumlarda trans*ların durumuna tutku dolu, şahsi ve samimi bir bakışla yaklaşması; toplum dışına itilme ve yoksunluk, çoğu zaman seks işçiliğine yol açarken, her tür ayrımcılığın durdurulmasına yönelik ve bu konuda farkındalık yaratmak üzere bir çağrı işlevi görmesi” nedeniyle Maria Binder’in yönettiği Trans X İstanbul filmine Özel Mansiyon vermeye karar vermiştir.  FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) Ödülleri Başkanlığını İspanya’dan Nando Salvá’nın yaptığı FIPRESCI Jürisi’nde Almanya’dan Heike-Melba Fendel, Romanya’dan Angelo Mitchievici, Bulgaristan’dan Olga Markova ve Türkiye’den Janet Barış ile Murat Emir Eren’den oluşan 33. İstanbul Film Festivali FIPRESCI Jürisi:  • Uluslararası Yarışma’da FIPRESCI Ödülü’nü, “Müzik ile film arasındaki hep alengirli ilişkinin sınırlarını genişlettiği; ne kurmaca ne de belgesel, ikisinin arasında bir film olduğu; bir sanatçının zihninin ve yaratıcılığının nasıl işlediğine dair içgörü dolu yepyeni bir alan açtığı için” Iain Forsyth ile Jane Pollard’ın yönettiği 20,000 Days on Earth / Dünyada 20.000 Gün adlı filme;  • Ulusal Yarışma’da FIPRESCI Ödülü’nü ise “Bir sömürü zincirini ve bu zincirin arkasındaki ekonomik, sosyal ve siyasal yönleri incelikli bir şekilde beyazperdeye yansıttığı; bu dramatik sürece dahil olan insanlara şefkatli bakışı için” Kazım Öz’ün yönettiği He Bû Tune Bû / Bir Varmış Bir Yokmuş adlı filme vermiştir. Radikal Halk Ödülü Radikal Gazetesi’nin sponsorluğunda verilen ve festival izleyicilerinin oylarıyla belirlenen Radikal Halk Ödülleri:  • Uluslararası Yarışma’da Xavier Dolan’ın Tom a la ferme / Tom Çiftlikte filmine;  • Ulusal Yarışma’da Hüseyin Karabey’in Were Denge Min / Sesime Gel filmine verilmiştir. Cineuropa.Org Ödülü 33. İstanbul Film Festivali kapsamında Hüseyin Karabey’in Were Denge Min / Sesime Gel adlı filmi, Cineuropa.org Ödülü’ne layık görüldü. Sinema yazarı jüri Vladan Petkovic ödülün, “olağanüstü çizilmiş sinemasal çerçevesi ve anlatı yapısı; amatör oyuncuların canlandırdığı sempatik karakterleriyle ciddi sosyo-politik konuları ele alırken insani değerlerimizi güçlü bir şekilde öne çıkartıp devlet mekanizmasının insanlık dışı uygulamalarını evrensel bir düzeyde ve şiddetle kınadığı için” bu filme verildiğini belirtti.  Cineuropa.org Ödülü, sanatsal açıdan tartışmasız değeri olan, bunun yanısıra karşılıklı iletişimi destekleyen ve birleştirici özellik taşıyan filmlere verilmektedir. Ödül, filmin tanıtımı için Cineuropa.org sitesinde 5.000 Avro değerinde sürmanşet ilanının yayınlanmasını da içermektedir.  

Google Glass satışa çıkıyor

Google Glass satışa çıkıyor İnternet devi Google’ın “akıllı gözlüğü” bugün Türkiye saatiyle 19.00′da Amerika’da piyasaya çıkıyor. Merakla beklenen akıllı gözlüğün fiyatı ise bin 500 dolar olacak. Ancak, Google ne kadar sayıda gözlük satacağı konusunda bilgi vermezken, satışın çok sınırlı kalacağı hatta bir gün sonra sona ereceği öne sürülüdü. Uzun zamandır heyecanla beklenen Google’ın akıllı gözlüğünde kamera, dijital ekranla donatılmış durumda. Ses asistanı desteğine sahip olan gözlük ile harita üzerinden navigasyon programı kullanılabiliyor. Ayrıca “Google Glass” ile fotoğraf çekme, film izleme ve müzik dinleme imkanı da bulunuyor. Sınırlı sayıda üretilen gözlükler şimdilik sadece test amaçlı olarak denenecek. Satışı ise sadece Amerika’daki Google Playstore’dan yapılacak. Gözlük Türkiye’den de internet üzerinden satın alınabilecek.

“Forma girmeye çalışırken, hastaneye girmeyin!”

“Forma girmeye çalışırken, hastaneye girmeyin!” EDAK Ecza Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi Eczacı Jale Kıhtır’a göre, yeterli bilgi edinilmeden alınacak yanlış ürünler, forma sokmadığı gibi hasta edebilir. Kıhtır, “Zayıflama konusunda doktor, Diyetisyen ve eczacınızın önermediği ilaçları kullanmayın” önerisinde bulundu. Türkiye’nin en büyük ilaç dağıtım kuruluşlarından olan EDAK Ecza Kooperatifi’nden Yönetim Kurulu Üyesi ve Eczacı Jale Kıhtır, yaza yaklaşırken zayıflama ve diyet ürünlerine ilişkin yoğunlaşan ilgiyi değerlendirdi. Forma girme arayışında kadın-erkek ayrımı kalmadı Kıhtır’ın verdiği bilgiye göre, ilkbahar ve yaz öncesi dönemi; forma girme, zayıflama ve diyet konusunda kişilerin en yoğun olarak harekete geçtiği dönem olarak öne çıkıyor. Forma girmek için eskiden daha çok kadınların çaba gösterdiğini belirten Kıhtır, “Artık bu konuda ayrım kalmadı, erkekler de en az kadınlar kadar bu dönemde formlarını korumak üzere çaba gösteriyor” dedi.  İlaçlar sağlık Bakanlığı onaylı olmalı Bu dönemde hızla sonuç almak adına zayıflama ve diyet konusunda kulaktan dolma bilgilerle pek çok yanlış ürünün kullanıldığını ya da doğru ürünün yanlış dozda alındığına dikkat çeken Kıhtır, “Maalesef piyasada ve internette, kişileri yanlış yönlendirebilecek pek çok uygulama ve ürün var. Ancak bu işin şakası yok. Bu ürünler ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Forma girmeye çalışırken, hastaneye girebilirsiniz. O nedenle doktor ve eczacınızın önermediği hiçbir ürünün kullanılmamasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca ürünlerde mutlaka Sağlık Bakanlığı’nın onayı olmalı” açıklamasını yaptı.  Mucizevi çözüm yok Havaların ısınmasıyla eczanelerde yağ yakıcı, metabolizma düzenleyici, ödem dindirici ürünler ve zayıflama çaylarına yönelik ilginin arttığını dile getiren Jale Kıhtır, “Ama forma girme konusunda mucizevi bir çözüm yok. Her kişinin metabolik yapısına uygun çözümler değerlendirilmeli. Ne alınıyorsa, mutlaka doğru dozda ve aşırıya kaçmadan alınmalı. Vücut bir anda ağır yük altına sokulmamalı. Biz eczacılar olarak öncelikle hareketli bir hayatı ve dengeli beslenmeyi öneriyoruz. Ayrıca forma girerken de en sağlıklı yaklaşım için doktor, diyetisyen ve eczacıya danışılmasını öneriyoruz” diye konuştu.  

Arzu da benim gibi çatlak

Arzu da benim gibi çatlakCansın Özyosun, Kanal D’nin sevilen dizisi “Küçük Ağa”da Arzu karakterini canlandırıyor. 16 yıldır oyunculuk sektöründe olduğunu söyleyen Özyosun, şimdilerde bir yandan tiyatro projelerini değerlendiriyor, bir yandan da ‘odaklandığı’ sinema filmi teklifinin gelmesini bekliyor… * “Küçük Ağa” dizisiyle başlayalım, nasıl gidiyor çekimler?� � – Maşallah iyi gidiyor. Güzel başladık ve öyle de devam ediyoruz. İzlemeyi de çok seviyorum. Aslında ben oynadığım seyretmem ama bu diziyi oturup izliyorum. Dede-torun ilişkisi beni çok etkiliyor çünkü… * Canlandırdığınız karakteri de kısaca dinleyelim sizden…- Sinem’in yakın arkadaşı Arzu’yu canlandırıyorum. Arzu da Sinem gibi doktor. Komik, rahat bir kız. Biraz da çatlak. Hayata hep pozitif tarafından bakıyor.* Benzer yanlarınız var mı?- Var tabii. (Gülüyor) Arzu’nun o çatlak tarafı bana benziyor.* Arzu hep böyle arkadaşına mı destek olacak, kendi hayatında hiç aşk olmayacak mı?-� İnşallah olacak Arzu’nun da bir aşkı. Dert yanmaya başladı. Ee yalnızlık Allah’a mahsus…* Doktor rolü için bir ön hazırlığınız oldu mu?- Gözlem yaptım… Bir önceki dizim “Görüş Günü Kadınları”nda da psikoloğu canlandırmıştım. Gerçekten çok meşakkatli ve çok özel bir meslek doktorluk. * “Küçük Ağa” her hafta reyting listesinin zirvesinde. Dizinin bu kadar sevileceğini tahmin ediyor muydunuz?- İnanın ne reyting sonuçlarıyla ne de karşısındaki dizilerle ilgileniyorum. Bir kere bizim sektörde her şey sürpriz. Benim için önemli olan projenin içeriği, senaryosu. Bu dizinin senaryosunu da çok beğendim. * Çocuk dizisi olması da izlenilirlik açısından avantaj mı sizce?- Kesinlikle. Yumuşacık bir iş… KENDİMİ GELİŞTİRMEK İÇİN TOPLU TAŞIMAYI� KULLANIYORUM* Dizi dışında projeleriniz var mı? Bir sinema filmi mesela?- Çok istiyorum. Ben, 16’ncı yılımı kutluyorum sektörde. Çok keyifli dizilerde yer aldım şimdiye kadar. Hepsi de uzun soluklu oldu. Daha önce tiyatroyu ön plana almıştım, özel dersler aldım, sahneye adım attım. Şimdi de sinemaya odaklandım. Ben odaklandığım zaman oluyor. Bir şey gelecek, onu hissediyorum. “Şöyle olsun, böyle olsun” diye takıntım da yok. Sadece adım atmak istiyorum. Oyuncuyu çok geliştiren bir yer sinema.* Takıntılarınız yok, peki tabularınız var mı? – Yok. Çok inandığım bir yönetmense, hiç öyle sınırlar koymam. * Tiyatro yapıyor musunuz şu an?- Ali Sunal’la “Karmakarışık” diye bir oyun oynamıştık. Tadı damağımda kaldı. Oyunculuğun er meydanı tiyatroymuş gerçekten. Alkışın ne demek olduğunu anlıyorsun orada. Bunu yaşayınca tekrar tekrar istiyorsun. Önümüzdeki sezon tiyatroda olmak istiyorum, görüştüğümüz birkaç proje var.* Oyunculuğunuzu geliştirmek için neler yapıyorsunuz?- Oyuncunun en iyi besleneceği yer toplu taşıma araçlarıdır bence. Bu yüzden son dört senedir toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. Özellikle şoförlerin enteresan hikâyeleri oluyor. SEVGİLİM BAŞKA ŞEHİRDE* Arzu’nun aşk hayatını konuştuk, sizinkinden de bahsedelim biraz. Var mı hayatınızda aşk?- Aşk var. Üç senedir devam eden bir ilişkim var. Erkek arkadaşım Kaş’ta yaşıyor. Ben de işlerimi bitirdiğim zaman oraya gidiyorum. Farklı şehirlerde olmak bizi biraz zorluyor ama diğer yandan bunun avantajlarını da yaşıyoruz. Kavga etmeye pek zaman kalmıyor mesela. Ayrıca ikimiz de kendi işlerimize yoğunlaşabiliyoruz. Hem özlem de oluyor…* Evlenmeyi düşünmüyor musunuz?- Hiç öyle bir planım yok. Çocuk yapmayı düşündüğüm zaman evlenirim.GECE HAYATIM YOK* 16 yıldır bu sektördesiniz ama sizi magazin sayfalarında pek görmüyoruz. Bilinçli bir tercih mi bu?- Neredeyse üç yıldır işlerimden dolayı İstanbul dışındayım. Zaten gece hayatım da yok, sakin bir yaşam sürüyorum. Kendi içimde yaşıyorum. Ve sadece yaptığım işlerle gündeme gelmek istiyorum.�

Mantıksız korku: Fobi

Mantıksız korku: FobiÖzel Gaziosmanpaşa Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Oya Bozkurt, fobilerle ilgili bilgi verdi: Bazı durumlar veya nesnelerden duyulan mantıksız ve aşırı korkuya özgül fobi denir. Özgül fobiler, toplumda yüzde 2.7 oranında görülür. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla ortaya çıkar.  Özgül fobinin başlama yaşı ortalama 16’dır. Birçok hasta, çocukluğundan beri bu korkularının olduğunu, bir kısmı ise ergenlik döneminden sonra oluştuğunu söyler. İleri yaşta özgül fobi başlaması nadirdir. Hastalığın seyri genellikle kroniktir. Korkuların nedeni genetik olabilir Özgül fobilerin oluşmasında kişilerin yaşadığı olumsuz olayların rolü olduğu düşünülse de bu düşünce yanıltıcıdır. Örneğin, asansörde mahsur kaldıktan sonra asansör korkusu yaşayan, bir köpek tarafından kovalandıktan sonra köpek fobisi gelişen kişileri hepimiz biliriz. Ancak bu tür deneyimleri olmayanlarda da fobiye rastlanır.  Korkuların genetik olarak belirlendiği, yani bazı nesne ve durumlardan korkacağımızın daha doğmadan belirlenmiş olduğunu gösteren güçlü bulgular var. Mesela anne veya babasında özgül fobi olan kişide benzer fobilerin sıklıkta geliştiğini biliyoruz. Mantıksız korkunun belirtileriMantıklı ve mantıksız korku sırasında yaşananlar, yani bedenimizle zihnimizde oluşan değişiklikler aynıdır. Özgül fobilerde duyulan korku, mantıksız ve aşırıdır. Yüksek bir yerden aşağı bakmak, birçok insan için heyecan verici, korkutucu olabilir, ancak fobik kişide korku o kadar aşırıdır ki, yüksek binalara çıkamaz bile. Bazen de normalde kimsenin korkmayacağı durumlardan korkma gibi mantıksız korkular görülür. Örneğin cam kırıkları, bıçak gibi kesici aletler batacak korkusu gibi. Kişi bunun aşırılığının farkındadır, bundan utandığı için fobilerinden bahsetmek istemeyebilir. PEK ÇOK ÇEŞiDi VARHayvan fobileri: En sık görülen özgül fobi türüdür. En çok korkulan hayvanların başında kedi, köpek, kuş, böcek gelir. Korkulan hayvan türleri kültürler arası farklılık gösterir.  Fobik kişi, ‘kaçınma davranışı’ geliştirir; hayvanı olan arkadaşlara gitmez, belgesel seyretmez. Nerelerde dolaşılacağı belli kurallara bağlıdır.  Yükseklik korkusu: İkinci en yaygın özgül fobi türüdür. Kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz, hatta odada pencereye yakın oturamaz. Birçok insan için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyettir.  Kan ve yaralanma fobisi: Halk arasında ‘kan tutması’ olarak da bilinen bir durumdur. Kan görünce rahatsızlık hissetmek çoğu insanda görülen bir özelliktir. Bu esnada bayılmalar da bilinen durumlardır. Bazı fobikler hayat kurtarıcı müdahalelerden bile kaçınır. Birçoğu hastaneye gitmez, hasta insanlara bakamaz, tıbbi konularla ilgili TV programlarını seyredemez. Bu kişiler doktorluk ve hemşirelik mesleğini tercih etmez.Yutma fobisi: Bu hastaların tek korkusu, bir şey yutarken boğulmaktır. Yemek yerken, su içerken boğazlarına kaçacağını ve boğulacaklarını düşünürler. Yemeye/içmeye korktukları şeylerin karmaşık bir listesi olabilir. Bazı şeyleri hiç yemeyerek kısmen rahat edebilirler. Çoğu zaman kuruyemiş gibi küçük taneli  şeyler çok korkutucudur.   Yeme-içmeden kaçmanın sonucu ileri derecede kilo kaybederler. Klostrofobi: Kapalı/basık yerlerden duyulan korkudur. Bu durumlara tipik örnekler arasında asansör, basık tavanlı oda ve koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, altgeçitler sayılabilir. Hastaların temel korkuları anılan yerde sıkışıp kalmak, çıkamamak, nefes alamamak, boğulmaktır. sinema ve tiyatroya gidemez, gitseler de dip koltuklarda oturamazlar. Dik yakalı giysilerden rahatsız olabilir,  yakalarını ilikleyemezler.  NELERDEN  KORKUYORUZ?Nesne fobileri: Böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya vb..Durum fobileri: Kapalı yer, açık alan, asansör, yüksek yer, karanlık vb.İşlev fobileri: Altına kaçırma, gaz kaçırma,  terleme vb. GENELDE  DOKTORA GiDiLMiYORDoktora gidilmemesinin en önemli nedeni,  fobilerin hastalık değil huy ya da kişilik özelliği olduğunun düşünülmesi. Fobinin tedavi edilemediğinin sanılması da bir diğer önemli etken.  Oysa, özgül fobilerin tedavisi mümkündür, üstelik başarı oranları yüksektir. Bu korkuların tedavisinde ilaçların rolü azdır.  Alıştırma adı verilen yöntem, en yaygın kullanılan davranışçı tekniktir. Bu teknikte kişinin korktuğu durumun analizi yapıldıktan sonra korkulan durumla gitgide artan derecede karşılaşması sağlanır. Başlangıçta sıkıntı ve korku verici olan bu işlem; hasta, korkulan ortamda yeteri kadar süre kalabilirse alışmayla sonuçlanır. Tedaviye istekli vakalarda birkaç seansta tamamına yakın düzelme elde etmek mümkündür. 

BMW 232 bin aracını geri çağırıyor

BMW 232 bin aracını geri çağırıyorBMW, Çin’de 232 bin 98 aracını motor sorunları nedeniyle geri çağırıyor.Çin Kalite Denetleme, Gözlem ve Karantina İdaresi, 18 Haziran’dan itibaren N52K, N52T ve N55 motor donanımına sahip araçların geri çağırılacağını açıkladı.Çağırma işleminin Çin’de 10 Haziran 2009′dan 30 Temmuz 2012′ye kadar ” BMW China” tarafından ithal edilen 138 bin 534 1,3,5,6,7 serileri ile X1, X3, X5, X6 ve Z4 modellerinin yanı sıra “BMW Brilliance” tarafından 7 Kasım 2009 ile 6 Haziran 2013 tarihleri arasında üretilen 93 bin 564BMW 3 ve 5 serilerini kapsadığı kaydedildi.Kuruluş, araçların valflerinin zamanlama sisteminde bulunan civatalardaki bir arıza nedeniyle geri çağırıldığını belirtti.Şirketlerin hatalı civataları ücretsiz değiştireceği bildirildi.

Türkiye\’nin en sıra dışı korku filmi!

Türkiye\'nin en sıra dışı korku filmi!  sinemamızın 100.yılında, 2000′ler sonrası Türk korku sinemasının görmeye alışkın olmadığı sahneler ile dolu olan “Ammar” filmi vizyona girmeye hazırlanıyor. Türk korku kültürü ile evrensel korku filmlerinin dilini harmanlayarak özellikle Türk korku filmlerine ön yargılı bakan sinema izleyicilerini de salona getirmeyi hedefliyor.  Filmin kadrosunda, dizilerdeki başarılı oyunculukları ile dikkat çeken Burak Sarımola, Ozan Akbaba, Duygu Paracıkoğlu, Dilşah Demir, Eylül Su Sapan gibi genç oyunculara Turan Özdemir gibi bir usta ve halil sezai, Berke Hürcan, Selim Erdoğan gibi sürpriz isimler eşlik ediyor. Filmin müziklerinde Ercüment  Vural’ın imzası bulunurken Hayko Cepkin’de sevilen parçası “Bertaraf Et”i Ammar’a hediye etti. Ammar’da kullanılan yaratık efektleri de filmin fragmanın çıkmasıyla birlikte korku filmi meraklılarının dikkatini çekmeyi başardı.  Aynı Anda Avrupa’da Sinemalarda Türkiye ile aynı anda Avrupa sinemalarında da vizyona girecek olan filmin yönetmeni Özgür Bakar senaryoyu Alper Kıvılcım ile birlikte yazdı. Ammar’ın yapımcılığını ise Sami Dündar üstleniyor.  21 Mart’ta sinemalarda olacak olan “Ammar” ın kısaca hikayesi ise şu şekilde: Feride, sevgilisi, ev arkadaşı ve arasını yapmayı düşündüğü Barkın ile haftasonu bir dağ evine gitmeye karar verirler. Fakat istenmeyen sürpriz misafir Canan’ın gelmesiyle yolculuk gergin başlar. Bu klasik başlangıç daha önce şahit olmadığımız türden bir bulmacaya Feride’nin gözünden bizi davet eder. Birbiri ardına gelişen korkunç olaylar başta Feride olmak üzere herkesi içinden çıkması imkansız olan, adeta bir labirentin içine hapseder. Ruhsal bir işkenceye dönüşen iki günlük gezinin sonunda kim hayatta kalabilecek? Bu yaşananların sebebi ne? Gibi sorular cevap ararken, korku dolu bir serüven de izleyenleri film boyunca sürükleyecek.  

Gülüşünüzü tasarlayın!

Gülüşünüzü tasarlayın!Gülüş tasarımı nedir?Gülüş tasarımı, hekimlik ve sanatın birlikte uygulanarak, kişiye özel ideal gülüşün oluşturulmasıdır. Yüz hatları, cinsiyet, yaş, gülüş simetrisi, dişlerin sıralanışı, formu ve renkleri, dudaklar ile diş etleri gülüş ifadesini belirleyen faktörlerdir. Gülüş tasarımı, tüm bu faktörler ve kişisel istekler göz önüne alınarak sağlıklı ve doğal görünümün planlanmasıdır.  Gülüş nasıl tasarlanır?Dişler, birbirleri ve onları çevreleyen yumuşak dokularla uyumlu olarak dizilmiştir. Güzel bir gülüşün temel elemanları dişlerdir. Dişlerin görünürlüğü önemli kriterlerden biridir. Genel olarak genç bireylerde üst dişler daha ön plandayken yaşın ilerlemesiyle üst dişlerin görünürlüğü azalır ve alt dişler daha görünür hale gelir.  Dişlerin birbirlerine göre dizilimi farklı kişilik özelliklerini yansıtabilmektedir. Dişlerin birbirine göre genişlik, uzunluk ve açılarıyla ilgili küçük değişikliklerle çekici, entelektüel, sporcu, içe dönük ya da dışa dönük, eril ya da dişil karakterler yansıtabilir.Bukkal koridorun hacmi ve diş kavsinin genişliği- darlığı yine gülüş tasarımında önemli bir yer tutar.Diş etlerinin görünümü gülüşü etkileyen önemli faktörlerden bir diğeridir. Diş eti seviyesinin farklı olması görünümü olumsuz yönde etkiler. Gülünce dişetlerinin çok fazla görünmesi olarak tanımlanan gummy smile tablosunda ise dişeti görünürlüğü gülüş estetiğini tümüyle bozabilir. Bu durum çoğu kez küçük operasyonlarla ortadan kaldırılabilmektedir.Doğal bir gülüş tasarımı yapabilmek için yüz şekli incelenmelidir. Örneğin kare, üçgen ya da oval formda bir yüze uygun formda dişler hazırlanmalıdır. Diastemalar kapatılırken dişin en yüksek noktası olan zenit noktasının yerleri mutlaka dikkate alınmalı, gerekiyorsa yerleri değiştirilmelidir.İdeal bir gülüşte yüzün orta hattı ile dişlerin orta hattı çakışır ve dişler dudak hattını takip eder. Daha doğal bir görünüm için bazen kişinin isteğine bağlı olarak küçük asimetriler oluşturulabilir. Asimetri ön keser dişlerde kesinlikle tercih edilmez.Açık renk dişler daha genç ve sağlıklı görünür. Ancak daha beyaz dişlerin daha estetik olduğu yönündeki yaygın fikir bir yere kadar doğrudur. Gülümseme de dahil olmak üzere tüm iletişim ve ifadelerde gözler ön plandadır. Diş rengi belirlenirken bunu göz ardı etmemeliyiz.Dudak şekli, dolgunluğu ve dişlerle ilişkisi de yüz ve gülüş güzelliğinin ana elemanlarından biridir.  Gülümsememizi neden gizleriz? Gülümseme, insanlar arasında kurulan en samimi iletişim araçlarından biridir. Görüntümüzde bizi utandıracak problemler varsa iletişim daha baştan olumsuz yönde etkilenecektir. Örneğin diş çürüğü, koyu renk ya da lekeli dişler, kızarık, kabarık, iltihaplı diş etleri, gummy smile, dişlerde çapraşıklık ya da eksik dişleri olan kişilerin bu problemleri dikkat çekebilmekte, dolayısıyla kişiler gülümsemekten çekinebilmektedir.   Gülüş tasarımı için ne yapmalıyız?  Gülüş tasarımında diş hekimliğinin bir çok alanı rol oynamaktadır. Öncelikle oral hijyen optimal duruma gelmelidir. Tedavi, periodontoloji, protez,  implant gibi birçok alana hakim bir diş hekimine tedavi olarak güzel bir gülüşe kavuşabilirsiniz. Diş Hekimi Evren Özdemir 

Türkiye\’nin en sıra dışı korku filmi!

Türkiye\'nin en sıra dışı korku filmi!  sinemamızın 100.yılında, 2000′ler sonrası Türk korku sinemasının görmeye alışkın olmadığı sahneler ile dolu olan “Ammar” filmi vizyona girmeye hazırlanıyor. Türk korku kültürü ile evrensel korku filmlerinin dilini harmanlayarak özellikle Türk korku filmlerine ön yargılı bakan sinema izleyicilerini de salona getirmeyi hedefliyor.  Filmin kadrosunda, dizilerdeki başarılı oyunculukları ile dikkat çeken Burak Sarımola, Ozan Akbaba, Duygu Paracıkoğlu, Dilşah Demir, Eylül Su Sapan gibi genç oyunculara Turan Özdemir gibi bir usta ve halil sezai, Berke Hürcan, Selim Erdoğan gibi sürpriz isimler eşlik ediyor. Filmin müziklerinde Ercüment  Vural’ın imzası bulunurken Hayko Cepkin’de sevilen parçası “Bertaraf Et”i Ammar’a hediye etti. Ammar’da kullanılan yaratık efektleri de filmin fragmanın çıkmasıyla birlikte korku filmi meraklılarının dikkatini çekmeyi başardı.  Aynı Anda Avrupa’da Sinemalarda Türkiye ile aynı anda Avrupa sinemalarında da vizyona girecek olan filmin yönetmeni Özgür Bakar senaryoyu Alper Kıvılcım ile birlikte yazdı. Ammar’ın yapımcılığını ise Sami Dündar üstleniyor.  21 Mart’ta sinemalarda olacak olan “Ammar” ın kısaca hikayesi ise şu şekilde: Feride, sevgilisi, ev arkadaşı ve arasını yapmayı düşündüğü Barkın ile haftasonu bir dağ evine gitmeye karar verirler. Fakat istenmeyen sürpriz misafir Canan’ın gelmesiyle yolculuk gergin başlar. Bu klasik başlangıç daha önce şahit olmadığımız türden bir bulmacaya Feride’nin gözünden bizi davet eder. Birbiri ardına gelişen korkunç olaylar başta Feride olmak üzere herkesi içinden çıkması imkansız olan, adeta bir labirentin içine hapseder. Ruhsal bir işkenceye dönüşen iki günlük gezinin sonunda kim hayatta kalabilecek? Bu yaşananların sebebi ne? Gibi sorular cevap ararken, korku dolu bir serüven de izleyenleri film boyunca sürükleyecek.  

“Bal arıları sokarlar ve ölürler, Eşek arıları sokmaya devam eder…”

“Bal arıları sokarlar ve ölürler,  Eşek arıları sokmaya devam eder...”  Bir gün, evine giren yabancı bir erkeğin, önce sözlü sonra fiziksel şiddetine maruz kalan kadının hikayesinin anlatıldığı “Uçlar”da; kadın, erkeği etkisiz hale getirmeyi başarır ve bir anda kurban(!) rolü karşı tarafa geçer. Kadının kız arkadaşları eve geldiğinde ise, tecavüzcüsüne işkence yapan bir kadınla karşılaşırlar. O andan sonra herkes için, kendisiyle ve karşısındakiyle bir hesaplaşma başlar. Toplumda yer etmiş ön yargılar ve öğrenilmiş çaresizlikler midir kadını kurban yapan? Yoksa… 18 yaş sınırı olan ve tiyatro seyircisini her saniyesinde gerçeklerle yüzleştiren oyunun yönetmenliğini Yıldırım Fikret Urağ üstleniyor. Zeynep Özyağcılar ve Aydın Şentürk’ün yanı sıra Bahar Çebi ve Simge Defne’nin performansıyla göz doldurduğu oyunda; dekor tasarımı ise Barış Dinçel’e ait. Tiyatro Martı tarafından sahneye konan “Uçlar”; 1 Nisan 2014, Salı akşamı saat 20:30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Oyuna ait biletler, gişeden ve Biletix’ten temin edilebilir.